ARAYAN BULUR!!!
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Özel Arama
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Ana Sayfa » Genel

Şiirlerle Tanışma ve Arif Nihat ASYA

Yazar: yarkincan Tarih: Salı, 27 Ocak 20092 Yorum
Şiirlerle Tanışma ve Arif Nihat ASYA

Yıl 1970 İlkokul 5 nci sınıf öğrencisiyim.! 10 Kasım Atatürk’ü anma gününde şiir okumak üzere öğretmenim bana görev vermişti.Beyaz naylon ayakkabılarımın içerisinde, yapak çorapların altındaki yama görünmediği için kendimi şanslı sayarak büyük bir çoşku içerisinde okula gitmiştim.Pantolonumun dizlerindeki yamalar beni pek etkilemiyordu.Çünkü o zaman yamasız pantolon giyen birkaç esnaf çocuğu vardı.O akşam Büyük üstad Arif Nihat ASYA’nın şiirini ezberlerken kendimi tutamayıp tüm içtenliğimle şiire yansıtıyordum.İsmim okunduğu zaman,heyecandan kıpkırmızı bir yüz ve ter içerisinde bir mizaçla kürsüye çıktım.Gözlerim annemi arıyordu.Ama nafile,annem süpürge kesmek amacıyla tarlaya gitmişti.Ben tüm içtenliğimle birlikte kürsüye çıktım,tabii ki heyecanım da beni yalnız bırakmıyordu. Gür sesimle ifade tonlarına da uyarak el hareketleri ile başladım.  

BAYRAK

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,
Işık ışık, dalga dalga bayrağım!
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım. 

Sana benim gözümle bakmayanın
Mezarını kazacağım.
Seni selâmlamadan uçan kuşun
Yuvasını bozacağım.
 
Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder…
Gölgende bana da, bana da yer ver.
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar:
Yurda ay yıldızının ışığı yeter.
 
Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün
Kızıllığında ısındık;
Dağlardan çöllere düştüğümüz gün
Gölgene sığındık.
 
Ey şimdi süzgün, rüzgârlarda dalgalı;
Barışın güvercini, savaşın kartalı
Yüksek yerlerde açan çiçeğim.
Senin altında doğdum.
Senin altında öleceğim.
 
Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
Yer yüzünde yer beğen!
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim!
 
Şiirin sonunda ben nasıl okudum diye heyecanımı henüz yenemezken kopan bir alkış sesinin ardından sınıf öğretmenim Nedret TANYOLAÇ’ın gelip beni yanaklarımdan öpmesi ve öyle samimi bir aferin deyişi vardı ki,ben annemin yanımda olduğunu ve bana sarıldığını hissettim.İşte şiiri ben bu günlerden sevmeye başladım.
 
Bu anımı bu gün tazelememe neden olan konu neydi. ŞUSİYAD Başkanı Üstad Hikmet OKUYAR’dan aldığım mailde, ARİF NİHAT ASYA ŞİİR ETKİNLİKLERİ HAFTASI KAMPANYASINA YOĞUN DESTEK VAR‏ başlığı ile Arif Nihat ASYA adına güzel bir kampanya başlatmış ve 05.01.2009-11.01.2009 tarihlerini içeren haftayı Arif Nihat ASYA şiir etkinlikleri haftası olarak değerlendirilmesi için yoğun çalışmalarda bulunarak bunu bakanlık bazında ele alınması için uğraş vermiştir.
 
” Şair Yazar  Gazeteci Hikmet Okuyar’ın  Ocak 2009′un ilk haftasında  Arif Nihat Asya Şiir Etkinlikleri Haftası  olarak düzenlenmesi teklifini gönülden destekliyorum  Bu vesileyle kendisine ve tüm şiir dostlarına selam ve saygılarımı sunuyorum.”

Arif Nihat ASYA Kimdir? 7 Şubat 1904 tarihinde Çatalca (İstanbul)’da doğdu, 5 Ocak 1975 tarihinde Ankara’da öldü. İstanbul Üniversitesi Yüksek Öğretmen Okulu Edebiyat Bölümü’nü bitirdi. Çeşitli illerde edebiyat öğretmenliği yaptı. Bazı eserlerini sayacak olursak

Heykeltraş (1924)
Yastığımın Rüyası (1930)
Ayetler (1936)
Bir Bayrak Rüzgâr Bekliyor (1946)
Rubaîyyat-ı Arif (1956)
Kubbe-i Hadra (1956)
Kökler ve Dallar (1964)
Emzikler (1964)
Kıbrıs Rubaileri (1964, 1967)
Nisan (1964, Rubailer)
Kova Burcu (1967, Rubailer)
Dualar ve Aminler (1967)
Avrupa’dan Rubailer (1969)
Kundaklar (1969)
Aynalarda Kalan (1969)
Şiirler (1971, şiirlerinden seçmeler)
Bütün Eserleri (1975,1977; ölümünden sonra)

En önemli ve özellik arzeden iki şiiri BAYRAK ve FETİH MARŞI’dır.

Bayrak şiirini yukarıda okuduk fetih marşınıda anımsayalım.

FETİH MARŞI 
 
Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;
Dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek;
Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek
 
Yürü, hâlâ ne diye oyunda oynaştasın ?
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın.!
 
Sen ne geçebilirsin yardan, anadan, serden….
Senin de destanını okuyalım ezberden…
Haberin yok gibidir taşıdığın değerden…
 
Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baştasın…
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın.!
 
Yüzüne çarpmak gerek zamanenin fendini…
Göster : Kabaran sular nasıl yıkar bendini ?
Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini
 
Şu kırık abideyi yükseltecek taştasın;
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın.!
 
Bu kitaplar Fatihtir, Selimdir, Süleymandır.
Şu mihrap Sinanüddin, şu minare Sinandır.
Haydi artık uyuyan destanını uyandır.!
 
Bilmem, neden gündelik işlerle telaştasın
Kızım, sen de Fatihler doğuracak yaştasın.!
 
Delikanlım, işaret aldığın gün atandan
Yürüyeceksin… Millet yürüyecek arkandan !
Sana selam getirdim Ulubatlı Hasandan ….
 
Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın;
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın.!
 
Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin !
Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!
Yürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın…
 
Yürü, hâlâ ne diye kendinle savaştasın ?
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın.!

Seçilmiş Başlıklar:

*** 203 kez okunmuş.



2 Yorum »

  • Erkan Yapıcı said:

    Arif Nihat ASYA gibi kendine ülkesine şiir yazmaya adamış bir büyük ustadan esinlenerek şiiri sevmek ne güzel duygu tebrikler kardeşim.başarılar

  • tavananna said:

    özellikle fetih marşı çok iyi..

Cevabınızı yazınız!

Add your comment below, or trackback from your own site. You can also subscribe to these comments via RSS.

Be nice. Keep it clean. Stay on topic. No spam.

You can use these tags:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

This is a Gravatar-enabled weblog. To get your own globally-recognized-avatar, please register at Gravatar.