EDEBİYAT

EĞİTİM HAYATI

KLAVYEDEN DÖKÜLENLER


ARAYAN BULUR!!!
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Özel Arama
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Ana Sayfa » FİLİSTİN-PALESTİNE

Hakkını Ver Hakkını…

Yazar: Tarih: Monday, 9 March 20094 Yorum

>>>>İzlediğiniz VİDEOLARI İndirmek İçin Tıklayın<<<<

Hakkını Ver Hakkını…

İnsanlar vardır diğer insanlara lakaplar takarlar, gün gelir kendilerine de takılır bir lakap. Türkiye’de yaşayan insanlar içinden lakabı olmayan var mıdır? Çok zor ama nadiren de olsa olabilir.Çoğu zaman yaptığımız veya yapmadığımız güzel yada çirkin şeyler bize birer etiket olarak geri döner. Hoşumuza gider veya gitmez. Ancak öylesine lakaplar vardır ki duyunca insanın içi ürperir, dudakları bükülür, yüzü ekşir. Mesala soruyorum sizlere : Kasaplık mesleğiyle uzaktan yakından alakası olmayan bir insana nasıl “KASAP” lakabı verilir. Bir ülke düşünün ve o ülkenin liderinin lakabının KASAP olduğunu. Son teknoloji silah gücüyle kadın-erkek, çoluk-çocuk, genç-ihtiyar demeden katlettiği için KASAP demişler. 77 yaşına kadar kan ve göz yaşından başka bir şey bilmeyen, gözü kanlı-eli kanlı bir lider Ariel Şaron’a verdikleri lakaptı bu. KASAP ŞARON derlerdi O’na. Yaptıklarıyla gerçektende hakediyordu bu lakabı Şaron. Ancak ne olduysa Ocak 2006 da oldu ve bir beyin kanaması sonucu hastaneye kaldırılan bu Kasap bugun hala komada yaşıyor. Bütün saltanatı bir anda sona erdi, Dünya’da bir çok ülkede söz sahibi bir adamdı O, iki dudağından çıkan bir kelimeye bağlıydı binlerce insanın yaşamı. Sözde ülkesi adına inandığı dava adına bu katliamları yapan bu adamı bugün kimse hatırlamıyor.

Bugün 80 yaşında olan İsrail eski Başbakanı Ariel Şaron üç yıldan beri Tel Aviv’deki Şeba hastanesinde komada yatıyor. Hiç bir şekilde tedaviye cevap vermeyen Şaron’u bugün Şeba hastanesi yönetimi evine göndermek istiyor.  Tedavisinin mümkün olmaması ve çok fazla tedavi masrafı olması sebebiyle Şaron’u hastane yönetiminin çıkarmaya çalışması üzerine, ailesi karara itiraz etti. Ne kadar tuhaf, hastane Şaron’u ailesine vermek istedi ama ailesi bile istemedi.

ariel-saron-hastane“Hastanenin hesaplarına göre Şaron’un masrafları, 1948 yılından bu yana her hangi bir hastaya yapılan ödemenin çok ama çok üstüne çıkmış durumda. İsrail Sağlık Bakanlığına hastane tarafından yazılan yazıda, Şaron’un durumundaki bir hastaya, kendilerinen en fazla üç ay bakabileceği belirtiliyor.”

Şaron bugün İsrail’de istenmeyen adam.Eski ihtişamı, saltanatı, yanında elpençe duranlar yok artık. Eli yüzü yara-bere içinde, bir rivayete göre odasına yaydığı pis koku nedeniyle yanına kimsenin yaklaşmak istemediği bir insan artık. Yaptığı katliamlarla öldürülen insanların geride kalan milyonlarca gözü yaşlı yakınının ahı ile binlerce beddua ile yaşam ancak bu kadar olurdu herhalde. Eli kanlı kasap Şaron bu gün bir hastane odasında yapayalnız ölümü bekliyor. Aslında tam yalnız sayılmaz, Eminim katlettiği masum bebeklerin çığlıkları onu yalnız bırakmıyordur…

İşte size lakabının hakkını veren bir Kasap’ın gelmeyen sonu. Ölüm senin için bir kurtuluş olacaktı, diren Şaron sakın pes etme, sakın ölme. Bu kadar kolay kurtulmaman lazım, yaptıklarının milyonda biri de olsa bedelini bu şekilde ödemelisin. Çünkü hepsi öbür tarafa kalırsa işin gerçekten çok çok çok zor olacak. Umarım şuan bilincin açıktır ve muhasebeni iyi yapabiliyosundur…


Sizin için...

Resim Galerisi Scripti - Ücretsiz-Sade Görünümlü
Herhangi Bir Anahtar Kelime ile Google'da Kaçıncı Sıradasın?
Bende AŞK Böyle
Kılıçdaroğlu’nu Işınladılar :))
89 Yaşında Genç Cumhuriyetim…
"Kalp AĞRISI..."
Eurovision 2009-Hadise Finalde
2010 LYS Sonuçları Açıklandı! Hemen Öğrenin!
2010 - 6. ve 7. Sınıf SBS Sınav Sonuçları Açıklandı!
WinRAR 4.0 Türkçe - Son Versiyon Ücretsiz İndir
*** 1,235 kez okunmuş.



4 Yorum »

  • sevinç said:

    bunlar gibilerin hesabı bu dünyada ve öteki dünyada sorulacak

  • hyvz said:

    Hiçbir zalimin yaptığı yanına kar kalmaz bu dünyada çektikleri ahirette çekeceklerinin yanında sivrisinek sokması gibi kalır.Ne demişler neydim değil ne olacam demeli insan yaptıklarını muhasebesini
    iyi yapmalı.

  • Ömer Faruk said:

    Derler atalarımız, alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste… Şaron yetim bıraktığı çocukların, çocuklarını öldürdüğü anaların beddualarını ve ahlarını yaşamı boyunca aldı. Zannetti ki bu dünya ölümsüz, zannetti ki bu saltanat bitmeyecek. Ama bak bitti, aldığı ahlar beddualar onun başında ona hesap soruyor. Ve eminim büyük bir azap çekiyor, istediği kadar çeksin, ama eminim bir ananın çektiği evlat azabını bile karşılamaz bu. Çek Şaron çek, katlettiğin insanların ölüm çığlıklarında çek bu acıları. Seni her andığımızda yüzümüzü ekşiten biz, senin bu haline ibretle bakıyoruz… Biz demiştik, hiç bir zulüm-haksızlık karşılıksız kalmaz diye…

  • adem said:

    Evet Şaron inanmadıgın o büyük ALLAH’ımdan tek istegim sana o hastane odasında bilincin yerinde uzun mu uzun bir ömür nasib etsin.Ama üzülme ne kadar çekersen çek gittigin yerde seni bekleyen arakadaşların var aynı senin gibi hepsinide birer lakabı var ama en yakışanı sende arkadaşlarının bir bölümünün listesi:

    Adolf Hitler – 30 Nisan 1945′te sığınağında intihar etti.

    Joseph Stalin – 5 Mart 1953′te beyin kanamasından öldü.

    Antonio De Oliveira Salazar – 1968′de beyin travması geçirdikten sonra 27 Temmuz 1970′te öldü.

    Francisco Franco – 35 gün süren kalp sorunlarının ardından 83 yaşındayken 20 Kasım 1975′te öldü.

    Mao Zedong – 9 Eylül 1976′da öldü.öldüğünde 82 yaşındaydı.

    Kim İl-Sung – beyin travması geçirerek Temmuz 1994′te öldü.

    İdi Amin Dada – 16 Ağustos 2003′te 20 yıldır sürgünde yargılanamadan öldü.

    Mobutu Sese Seko – sürgüne gönderildikten birkaç ay sonra 7 Eylül 1997′de kanserden öldü.

    Alfredo Stroessner – 1989′da devrilen ülkesinde yargıya hesap vermemek için kaçtığı Brasilia’da 16 Ağustos 2006′da öldü.

    Pol Pot – Kamboçya’nın balta girmemiş ormanlarında sürgündeyken 16 Nisan 1998′de öldü.

    Benito Mussolini – İsviçre’ye kaçarken kendisini tanıyan İtalyan partizanlar tarafından 28 Nisan 1945′te vurularak öldürüldü.

    Nikolay Çavuşesku – karısı Elena ile birlikte Aralık 1989′da kurşuna dizilerek idam edildi öldü.

    Augusto Pinochet – 10 Aralıkta, kalp krizi geçirdikten 1 hafta sonra 91 yaşında öldü.

    Slobodan Miloşeviç – Yugoslavya’nın eski başkanı 11 Mart 2006′da davası sona ermeden hücresinde öldü.

    ŞÜKÜRLER OLSUN SANA ALLAH’IM, ADALETİNLE HUZURLUYUM…

Cevabınızı yazınız!

Add your comment below, or trackback from your own site. You can also subscribe to these comments via RSS.

Be nice. Keep it clean. Stay on topic. No spam.

You can use these tags:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

This is a Gravatar-enabled weblog. To get your own globally-recognized-avatar, please register at Gravatar.

*